İlk

ÇOCUKLUĞU ve GENÇLİĞİ

Hasan Paşa on dokuzuncu yüzyılın ikinci çeyreğinde Çorum’da doğar. Babası Mustafa Ağa, annesi Kezban Hanım’dır. Yakın dönemde yapılan son araştırmalarla şehrinde medrese eğitimini alan küçük Hasan hakkında, ilerde açıklayacağımız imzası dolayısıyla ‘ümmî’ (okuma yazma bilmeyen) yorumları hatalıdır. Konu hakkındaki en geniş kapsamlı eserin sahibi olan Ethem Erkoç, aynı adlı eserinde konuyu belgeleriyle ele almıştır.

Yirmili yaşlarına varmadan babasıyla yerine getirdiği hac ziyareti sonrasında askeriyeye giren Hasan, jandarma olarak İstanbul’da görevine başlar. Sultan Abdülaziz devrinde İstanbul’da görevine başlayan Hasan, görevini samimiyetle ve ciddiyetle yapmasıyla kısa zamanda amirleri tarafından takdir kazanır ve dönemin gereği üzere liyakat esasıyla yükselir. 55 yaşında Hazinedar Usta Hacı Hanım’la nikahlanan Çorumlu Mustafa Ağa Oğlu Hasan’ın Şefika adında bir de kızı olur bu hanımdan. Hasan Bey ilerde yararlılık göstereceği Sultan Abdülhamid’in teşvikleriyle bir evlilik daha gerçekleştirecektir.

Yükselişi

YEDİ SEKİZ HASAN

Sultan II. Abdülhamid, selefi ve amcası Sultan Abdülaziz’in şüpheli vefatı sonrasında ve uzun süren şehzadeliği sırasında tahta geçmesi halinde güvenilir adamlar toplayabilmek için titiz davranmış, görevlendirmelerinde ihtiyatı elden bırakmamıştır. Çorumlu Mustafazade Hasan’ın bir er olarak görevine bağlılığı ve böylece yükselişi işte bu dönemde Şehzade Abdülhamid’le karşılaştıklarında dikkatini çekmiştir müstakbel Sultan’ın. Genellikle Hacı Osman Bayırı’ndaki Kudrettepe Köşkü’nde ikâmet etmekte olan Sultan II. Abdülhamid bir gün amcasını ziyaret için Balmumcu Çiftliği’ne at üzerinde hareket eder. Çiftliğin kapısında karşısına muhafız neferlerden biri çıkar ve geçişine müsaade etmez. Bunun üzerine kendisini ikinci veliaht ve Osmanlı Hanedanı’nın bir üyesi, sultanın yeğeni olarak tanıtan Şehzade’ye muhafız sert çıkar, emrin padişahtan geldiğini, veliaht tanımadığını belirtir ve şehzadeyi gerisin geri gönderir. Rivayetler, Çorumlu Hasan’ın imza kullanması gerekecek yükümlülükler alacağı yükselişinin başlangıcı için mihenk olacak Sultan Abdulhamid devrindeki konumunun başlangıcı için bu olayı işaret eder. Neticede Şehzade Abdulhamid, Sultan olarak tahta çıkışıyla, bu muhafız neferi aratıp,  yakın korumalarından tayin ederek subay rütbesine yükseltir Hasan’ı. Katıldığı çarpışmalarda rütbesi yükselen Çorumlu Hasan, savaş ve çarpışmalarda gösterdiği yararlıklarla kısa zamanda yükselir. Paşa rütbesine bu dönemde erişen Hasan Bey’i Sultan Abdülhamid, İstanbul’un dönemin güvenliği en önemli semti Beşiktaş’ın muhafızlığına getirir. Nitekim Sultan Sarayı Yıldız’ın bulunduğu Beşiktaş semti karadan olduğu kadar denizden de güvenlik tedbirlerinin alınması gereken ve devrin hassasiyeti sebebiyle tetikte durulması gereken bir bölgedir. Sultan Abdülhamid’in böylece en güvendiği adamlar arasına giren Hasan Paşa’nın Yedi Sekiz mahlası da bu dönemde imzasını atış sırasından kaynaklanmaktadır.

 

Çorumlu Subay Mustafazade Hasan Bey, imzasını hızlı atmaktaydı. Sol taraftaki görselde de görülebileceği üzere ilk önce eski yazıda ‘yedi’ demek olan ‘ v ‘ yazar, sonrasında boşluk bırakıp yine eski yazıda ‘sekiz’ demek olan ‘ ʌ ‘ yazar. Sonrasında sekizin uzak ucu ile yedinin yakın ucunu birleştirerek eski yazıda ‘ Hasan ‘ okunacak kelimeyi çıkartır. Hasan Bey’in imzasını atarken gözettiği bu sıra ona Yedi Sekiz Hasan mahlasının verilmesine sebep olmuştur. Kimileri bu mahlasın sebebi olan imzayı atış şeklini, okuma-yazma bilmediği için uydurduğunu belirtse de yapılan araştırmalar ve bulunan medrese kayıtları bu iddiayı asılsız çıkartmaktadır.

Paşa !

TEK SOPAYLA BASTIRILAN İSYAN

Osmanlı aydınlarını genel itibariyle Sultan II. Abdülhamid’e karşı muhalefet sergilemekteydi. Dış siyasette dikkatli atılması gereken adımların gölgesinde kaybedilen topraklar, iç politikada katı ve sert kararlar, tedbirler uygulanmasını getirmekteydi. Böylece devrin sultanına karşı muhaliflerin tavırları da sertleşmiş, isyana varan teşebbüslere girişmişlerdir. Bunlardan en büyük harekete dönüşen tavrı Ali Suavi sergilemiştir.

Hapsedilen mahlu (tahttan indirilmiş/eski) padişah V.Murad’ı, tutulduğu Çırağan Sarayı’na baskın yaparak oradan alıp tekrar tahta geçirmek ve II.Abdülhamid’in saltanatına son vermek isteyen Ali Suavi bunun için hazırlıklarını yapar ve yandaş toplar. İsyan haberini alan Hasan Paşa maiyetiyle beraber derhal saraya intikal eder. Ali Suavi bu sırada V.Murad’ın koluna girmiş onu merdivenlere sürüklemektedir, durumu anlayamayan devrik padişah ise endişeli bir şekilde feryat etmektedir. Hasan Paşa durumu görür görmez elindeki sopasıyla Ali Suavi’ye saldırır. Suavi’nin boynuna vurduğu tek sopa darbesiyle orada ölmesine ve isyanın bitmesine vesile olur.

Nerelisin

HASAN PAŞA?

Vakayı duyan Sultan II. Abdülhamid, isyanı böylece tek sopa darbesi ile bastırıp hızla bölgede ve şehirde asayişi sağlayan üstelik V.Murad’ın da zarar görmesine engel olan Hasan Paşa’yı huzuruna çağırır. İhsan ve taltiflerle yücelttiği Hasan Paşa’ya, Sultan memleketini de sorar. Nitekim Sultan Abdülhamid dönemi, birçok Anadolu şehrine saat kulesi gibi nişan eserlerin yapıldığı ve şehirlerin böylece onurlandırıldığı bir devirdir. Hem saatin bir lüks olduğu hem de padişah tarafından ihsan edilmiş bir eser olması hasebiyle saat kuleleri böylece şehirler için övünç vesilesi olmaktaydı. İşte bu kısa zamanda oluşmuş gelenek sebebiyle, Hasan Paşa’ya memleketine kendi adıyla bir nişan eser vermek istediğini söyler Sultan, bu kahramanlığa karşılık. Bunun için yukarıda ifade edilen saat kulesinin yanında bir de şimendifer hattı yani demir yolu da bir seçenek teşkil etmekteydi. Rivayete göre bunlardan saat kulesini mi demir yolunu mu tercih ettiğini soran Sultan’a cevaben Hasan Paşa’nın memleketinin ileri gelenlerine danışmak için müsaade istediği bilinir. Devrin Çorum eşrafına fikirlerini soran Hasan Paşa’ya tercih saat kulesi olarak arz edilir. Demir yolunun reddi ise saf ve samimidir: “şimendiferle gelenler mahremimize bakar!”

Aldığı cevabı ivedilikle Sultan’a ileten Hasan Paşa’nın ismiyle, memleketi Çorum’un göbeğine bir saat kulesi inşaatı hemen başlar. Böylece taşradaki küçük memleketine bir hayır eser hem de Sultan’ın aracılığıyla bir hayır eser bırakabilmiş Hasan Paşa aynı zamanda Osmanlı tarihinde bir sopa ile isyan bastırabilmiş tek kişi olarak da yerini almıştır. 1894 yılında 27,5 metre yüksekliğinde inşa edilen Çorum Saat Kulesi, restorasyon görmüş ve günümüzde hâlâ şehrin merkezindeki konumunu korumakta, Hasan Paşa’nın yâd edilmesine vesile olmaktadır.

Son Demler

ZAMANI TAŞIYAN BİR HATIRA

Yedi Sekiz Hasan Paşa, son dönem Osmanlı tarihinin en önemli isimlerinden Sultan II.Abdülhamid’in güvendiği birkaç adamdan biri olarak kayıtlarda anılmaktadır. Hayatı hakkındaki bilgiler hâlâ detaylı ve yeterli araştırmalara muhtaçtır. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde hayata gözlerini yuman Hasan Paşa’nın ölümü de şaibelidir. Nitekim saltanat semti Beşiktaş’ta aşılamaz bir asayiş tesis eden Paşa’nın, Sultan’a karşı yükselen hareketlenemeler önündeki en büyük engel olduğu ortaya çıkmaktadır. Eşine son demlerinde zehirlendiğini ve öleceğini bildiği nakledilmektedir. Ardında memleketindeki saat kulesini bırakmış ayrıca, devrinde teşkilatlanan vilayet düzeninde, Çorum’un öne çıkarak sair ilçelerin önündeki sancak olmasına da tesiri olmuştur.

Sultan II. Abdülhamid’in çok sevdiği ve güvendiği bu sâdık adamının vefatı, onu çok üzer. Neticede onun ölümünün sebebini de anladığı belirtilmektedir, saltanatının güvenliğinden endişelenmeye başlayan Sultan’ın. Paşa büyük ve kalabalık bir cenaze töreniyle, Beşiktaş’ta defnedilir.

Çorum’da temelinden itibaren klasik üslupta kahvehane mimarisini yorumlayarak, bir aile mekânı olarak inşa edilen müessesemiz, şehrimizin yakın tarihte bilinen en önemli simâsının ismini yaşatmak amacıyla Yedi Sekiz Hasan Paşa ismini kullanmaktadır. Hayatı anlatılan bu kıymetli ismin lakabına sebep imzasının sembolleri olan eski yazıdaki yedi ve sekiz harfleri de yorumlanarak logo haline getirilmiştir. 

tamlogo geniş

Çorum-Samsun Yolu, Fimar Opet İçinde

Her gün 08:00 – 00:00

0(364) 226 78 78

2018 7-8 Hasan Paşa Kahvecisi. Her Hakkı Saklıdır.